11 Aralık 2007 Salı

uyanıkDüş


benim de zaten hiç gücüm yok,

yüzüm yok

hiç

umudum yok

ama bil ki farklı bir hayaldi

işkenceydi bazen, bazen çok güzeldi

ama anlıyorum sesinden

kurtulmuşsun sen

nokta konmuş,

bitmiş en güzel hikayem...

25 Kasım 2007 Pazar

14.11.2007 17:47


http://www.itusozluk.com/goster.php/@623593

iyi olmuş bu, daha önce de okumuştum, yine okudum, yine hoşuma gitti. eve o kadar zor geldim ki. ayaklarımı sürüyerek. taksime gitmeliyim diye bir düşünce var aklımda, hala var. okcan'ı kandırmaya çalıştım gidelim diye, sana bira ısmarlayayım dedim. pislik üşendi taksime kadar. içimde taksime gitmeliyim diye bir his var. g'yi görecekmişim gibi. neden bilmiyorum. ama rahatsız ediyor o his gitmediğim için. eve sürüyorum demin kendimi, caddeden sokağa dönemedim, kaldım öyle köşede, duvara yaslandım, ağlamaya başladım. kimse de aldırmadı. rahat ettim biraz. taksime gitmem gerek. taksime gitmem gerek. neden bilmiyorum ama gitmem gerek. delireceğim. keşke gitseydim. kimse olmasa da olurdu. son derse girmeden dedim okcan'a. benim istiklal'de yürümem gerek bugün. deli misin der gibi baktı. evet deliyim. 14 yaşında delirdim. hahaha. g'yi görmem gerek. kalbim acıyor çok. hem duygusal hem fiziksel. p. nete son fotoğraflarını koymuş. bir fotoğraf var, g, p'nin kucağına yatıyor gibi, gülümsüyor. neden acıttı o fotoğraf beni? o kim ki? artık yok ki. silmem gerekmez mi? geçmişle çok sorun yaşarım ben. geçmişim için bir kişi daha. ne kadar güzel. kaç yıl sürer acaba atlatmak acaba? önceki 5 yıl sürdü, belki görsem hala sürerdi. bir gün görürsem tekrar başlamayacağını da kimse garanti edemez. bilmiyorum. çok karıştım. kadın olmaktan nefret ediyorum. çocukluğumdan beri. şimdi neden söyledim bunu bilmiyorum. bugün derste bir küçük iskender kitabını bitirdim. yirmi5april adı. kitabın ana kahramanının adı damien. şu an kulağımda çalan şey iced earth-damien. hayatta en sevdiğim kişinin nicki damien. weird. az daha wierd yazıyordum, yazdım sildim hatta. carissa's wierd yüzünden. sophisticathed fuck princess. onunla yatmadım bile. yatmadım bile değil. yatamadım bile..........i had to delete here.............. omurgamdan aşağı bir elektrik akımı süzülüyor. iskender garip biri. bazen düşündüklerimi yazıyor. aslında tek ortak yönümüz erkekleri sevebilmemiz. hayatımızı bok edecek kadar. dün gece bir yangın merdiveninin en üst basamağında oturdum. yangın merdivenlerini kullanarak beynindeki yangından kaçamazsın kadın! kaçamazsın! ruhun yokken yaşayamazsın. bana yardıma ihtiyacın var dedi. şarkıdaki gibi. doğruydu. yardım etmeye de çalıştı ama ben...3 nokta aciziyim. ifade gücünden yoksun. ona da anlatamadım. yüzüne dalıp sustum. konuşabilsem böyle olmazdı. kafamdaki metaforlardan bir zerre öğrenmedi. öğrenemedi. periler ölürken özür diler diyor iskender, peri değilim, özür dilemek de bir halta yaramaz ama ölüm kısmı doğru.


- orada olacak mısın?

- gitmeyeceğim.

- ellerim al.

- tonu aşacağım. gürültülüyüm.

- kenti yakacağım.

- orada olacak mısın?


o kadar güzel kokuyordu ki. inanamazsın. ömrümü yüzümü boynuna gömülü geçirebilirdim. hala geçirebilirim. huzur. huzur. huzur. belki mutluluk bile, ki imkansızdır gözümde. ..


o zaman o kimin dolaşmasıdır, o kimin kımıldamayışı!

o kimin sertliğinde turnusoldur.

ki sevdiğini gördüğünde teni renginden siyaha gider!

varsayıni ten istediğinde

siyahı kendine kilitler!

kilitler ve gider! siyah tek başına kendi yorgunluğunda nöbet bekler!

akmayacak, evet elbette asla akmayacak intihar!

o söylenmeyecek, dillenmeyecek, o

ömürlerden bir beş dakika bile dilenmeyecek.!

bir gün gerçeği açıklar aşk!


demiş şair. bilmiyorum. hiç bir şey bilmiyorum şu an.

21 Kasım 2007 Çarşamba

04.55




artık kalbim yok ağladığımda sana

düşündüğümde seni artık kalbim yok.

seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim

atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok.

8 Kasım 2007 Perşembe

....

gelecek bir şey yok artık.
bir daha ilkbahar olmayacak.
herkese kehanetidir bin yıllık takvimlerin.
ama yaz ve hani derler ya,
"yazdan kalma" diye, onlar da olmayacak
artık hiçbir şey gelmeyecek.
asla ağlamamalısın, der bir şarkı.
onun dışında
bir şey
diyen
kimse yok.

7 Kasım 2007 Çarşamba

haligh


şimdi yıkık dillerle konuşuyoruz

söylediğimiz sözcükler

başkaları için değildi.

artık bu gevelenen bir cümle

geçmekte olan bir tanışıklık için

fakat sen vardın bir zamanlar..


benim acı çekmemden nefret ettiğini söylemiştin

ve anlıyordun

ve beni gözetecektin

hep yanımda olacaktın

neredesin şimdi?


diyor conor kulağımda.
sesi titriyor.

5 Kasım 2007 Pazartesi

...

...
hiç bir mektup -sahibini yansıtmasına rağmen- kişisel değildir.
birinin okuyacağını bildiğinde samimi olamaz insan. o yüzden yeryüzünde yazılmış hiç birşeyin samimiyetine inanmıyorum ben. bir gün bir yerden çıkıp karşıma gelecek bu kağıt biliyorum. nereden bildiğimi bilmiyorum. bazı çok özel anlarda, tanrıya inancımı kaybedip yeniden kazanıyorum. zihnimin şizofren kıyılarına vurup parçalanıyorum. dünyanın tüm orospularına selam ediyorum..kaybedecek hiç birşeyi kalmayanlara -ki onlardan korkarım en çok- , sadece aşka refakat etmek için yaşayanlara, düşenlere bir tekme daha vuranlara, gençliğimi nasıl harcadığımı anlattıklarıma, çocuklarına kendini yalatan babalara, istiklalde gelip bana sarılan sarhoş hatuna, o'nu öpebildiğim her ana, okulun tuvaletinde kokain çeken kıza, kafamı kaldırdığımda gördüğüm -içimden geçenleri temsil eden- yüksek gerilim hatlarına, manzaraya karşı oturup sigaranın yanında içtiğim, şişesi miller'a benzeyen limonlu sodaya, ülkenin ebesini sikerten pekaka'ya, beş yılımı aşık geçirdiğim adama, o beş yılın amına koyan okuluma, kanımda dolaşan ilaçlara, kendini ya da bir başkasını öldürmeye cesaret eden insanlara, birinin yanında çıplak yattığım her ana..ve aşka.

ve tabi sana.

aurora.

27 Ekim 2007 Cumartesi

undertow




parmak uçlarım tanımak istiyor seni

dokunmak istiyor çocuklar gibi

önümde uzayıp aksın bir su gibi

merak ettiğim gövden

ateşte çaydanlık,camda yağmur

bahçede ıhlamur

masamda incir rakısı,yatağımda ten kokusu



teninle tanışmanın zamanı

teninle konuşmanın zamanı



senin tenin sıcak

benim içimde bir kedi

yumdu gözlerini "işte aşk" dedi
..

24 Ekim 2007 Çarşamba

one day all this could be yours



"ve sahne,

mum ışığında güzel gözlü bir delikanlıyla yemek yiyiyorum. kırmızı şarap içiyoruz.

kapı çalıyor. neden onunla yaşamayı istemediğimi yazdığım an çıkıp geldi. işte karşımda.

üzerime atlıyor.

beni odaya,yatağın üzerine sürüklüyor…

-yapma!

-sana ne oldu? sensiz yaşayamam.

-yaşarsın.herkes herkessiz yaşayabilir.

bizim ilişkimiz bitti

seninle ilk yattığımız gecelerde bile,sanki sevişmenin sonunda kollarımda bir ölü kalıyordu. birbirimizi boşluğa sürüklüyoruz, öldürüyoruz.

-birlikte ölelim!

-ne farkı var. istersen bahçeye bir çukur kazıp, ikimizi gömsünler

-gömsünler, isterim

-gömmesinler. gel otur, getirdigin konyaktan içelim.

sevdiğin kenti anlat anlat anlat anlat! "

22 Ekim 2007 Pazartesi

...

somebody help me see i'm runnin blind

16 Ekim 2007 Salı

..to you, at night..



uykumu uyuttum uykusuz yatıyorum

ama sen herşeyden habersiz

ne güzel uyuyorsundur kimbilir

ne kadar güzeldir saçlarının yastığı öpüşü

tabi, ne yastığın haberi var ne saçlarının

ben uyumuyorum..yastığımda yok

saçlarında..

17/10 03.41

14 Ekim 2007 Pazar

korktun! =)

biriyle tanışmanız.

onu sevmeniz.

onun sizi sevmesi.

sizin öyle sanmış olmanız.

onun bunu farkedip sizi üzmek istememesi.

sizin daha da sevmeniz.

sonra onun korkması.

sizin bunu farketmeniz.

onun dayanamaması, size söylemesi.

sizin kahrolmanız.

onun çok üzülmesi.

sizin çok üzülmeniz.

sizin daha fazla sevmeniz.

just a vicious circle =)

9 Ekim 2007 Salı

09.10.07


amor es traición - amor es angustia - amor es pecado - amor es egoismoamor es esperanzaamor es dolor - amor es muerte..



bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme, başka hiçbir ise yaramayacaktır. sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karşılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. ıyi halin cezanda indirim sağlamaz. sen, "ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın. özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün,şiirler yazdın. "peki o ne yaptı" deme. herkes kendinden sorumludur aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen neyapabilirsin ki onun için? hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa,bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın. her zamanki gibi yaşayacaksın sen."acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü birşey değil. sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki... epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana. yine içeceksin rakını balığın yanında. üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir. yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma;yaşadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...



biliyorum sana giden yollar kapalı

üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

..

uyandım uyandım, hep seni düşündüm

yalnız seni, yalnız senin gözlerini

..

alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;

bunun verdiği mutluluk da az değil ki

..

çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,

sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki



ne demiş mevlana?



"murat sensin. neden oraya buraya koşuyorsun? o, sen demektir. ama sen, sakın ben deme, hep sen diye söyle. göz dürüst görürse, sen o olursun. o da sen olur"





1 Ekim 2007 Pazartesi

...

benim hiç ellerim acımadı çünkü hiç dayak yemedim ben kuytu kat köşelerinde dövülmedim, tekmelenmedim, itilmedim tabanlarımın derileri hiç patlamadı, kan sıçramadı etrafa yayılmadı acı çığlıklarım, patlamadı göz yaşlarım gökyüzünde ben düşlerin katiliyim! evet düşlerinizi ezen benim. yeşil üniformam vardı üstümde, omzumda çakılı rütbe kazıklarım "birileri" söyledi bana bunu yapmamı, işte bende onu yaptım pişman değilim ve üzgünde ve yaparken ellerim bile titremedi tüm bunları gökyüzünden bir yaprak düşmüş kime ne yeşillerim(iz) ezer geçer sonbaharları yazları kışları mevsimleri de yok ettim düşlerinizle mahvettim sizi, kara lekelerimi bıraktım tarih sayfalarınızda tarih kimleri yargılamış ki bugüne kadar beni yargılasın bir defa daha isteyin ezsin düşlerinizi sonbahar yeşiline boyanmış tanklar... - anne! dün kürtaj oldum, aldırdım içimdeki kirlenmiş çocuğu hani bırakmışlardı ya bir sonbahar günü zorla iterek, aşağılayarak artık sana söyleyecek birşeyim kalmadı.

27 Eylül 2007 Perşembe

creatin


sanırım bu aralar buralarda olucam. başka bir yerde değil. kendi beynimde bile değil. bir nevi ruhsal mastrübasyon. beynimi sikicem. çalan şarkı ne kadar da güzel. sitting on an angry chair, angry walls that steal the air, stomach hurts and i don't care. işte bu. artık ne yaptığımı bilmiyorum. bilmek istiyorum ama olmuyo. beynim sikildi. biraz da kendim sikicem artık. ehaha. yapamam ki. just a girl? küfretmekten bile aciz. gülünesi. kusmak istiyorum. düşündüklerimi yazabilmek istiyorum. insan niçin yazar? ilk gönderimde niçin yazmaz? dı konu. peki niçin yazar? damn. i must sur-vi-ve, babe.
bana dedi ki, insan kaderini kendi yazarmış.

22 Eylül 2007 Cumartesi

reality



gözlerinde boğulmak isterdim

eskitilmemiş kadınlığında yüzmek değil sadece

kapatıp gözlerimi seni görürdüm hep

bu yüzdendi uykusuzluğum

belki aklından geçerim diye bekledim sabahın ilk

ışıklarını

ve giyinip gölgemi yola atardım

sana doğru..

içime doğardı her sana gelişimde yokluğun

zaten hiç yoktun

işte;

bu yüzden

şu an

şuracıkta

ölmem gerek



ben zaten ölüyüm.

artık hayal neme gerek?

ave aurora!


..
çünkü içinden bir cehennem geçen ve bir cehennemin içinden geçen,
cehennemi anlatmayı aklına getirmez.
cennette yaşayan da yazmaz.
arşimed'e çok da aldanmayın,bulan her zaman çığlık atmaz.
sessiz sedasız yaşayıp gider.
öyleyse?
yaşayan yazmaz ve ölen de yazmaz.
ölmemek isteyen yazar.ölmeyi bilmeyen.ölmeyi beceremeyen.
bir ''yazar'' artık ''yazmaz'' olduysa,
bilin ki ya sahiden yaşıyordur,
ya da sahiden ölüyordur.

hoşgeldim.